24 Ağustos 2013 Cumartesi

Ahmet Erhan'ın Ardından...

Bir şair düşünün ki, ülkesinin şiire en çok ihtiyaç duyduğu zamanda düşsün toprağa... 
Bir şair düşünün ki adı Ahmet Erhan olsun, durmadan düş sersin yaprağa... 

Ölüm uygunsuz bir uykudur, açamazsın gözünü, şimdi senin sesin mi uyuyan, ahh be Ahmet Abi! Gitmeyecektin!

16 Mayıs 2013 Perşembe

Sanatçının Yazgısı








Sanatçı kendi paradigmasını çözmüş değildir.


Çünkü ürettiği her eserde kendi yarasını onarmaya çalışır sanatçı. 
Oysa onardığı bedeni değil, ruhu olmalı ki,
her sanatçı illa amorf bir bedenin içinden yaratır eserlerini; 
Zeytin ağacı gibi... 
Solgun, gri ve dayanılmaz hüzünlü... 
Tam da herkesin ve her şeyin olmak istediği o derin, 
o uçsuz nehir misali...

Bazen gecikmek affedilmezdir...

Bazen gecikmek affedilmezdir...
Ve sen, zamanın kudretinden imtina edersin, oysa...

Sen beklerken, nasıl sessiz, nasıl yaralı gider göçmen kuşları...
Sonra bakakalırsın kanayan göğe, sonra her yanın al, her yanın sızı içinde...

Ne keder, ne göç yolları, ne hatıralar onarır geride kalan yılları...
Yıkılır bütün kapıları sınırların, ne inkarı vardır, ne suyu içilir kuytuların...

Dökülürsün kendinden, dinlemez içinin duvarları...
Böyledir, böyle yıkılır aşkın da hünerin de sırları...

Sökülse yağmur, deşilse toprak, ne fayda; can bile anlamsız kalır tufandan sonra.
Üşür de boyuna, ateşler içinde sanırsın, yalandır oysa, sende durur kalbin kanırtan yaraları!